Updates
Home / Politics / Asia / Türkiye’nin Müslümanları Herkesi Özendirir

Türkiye’nin Müslümanları Herkesi Özendirir

Click here to read in English

Bismillah vel-Hamdu lillah ves-Selatu ves-Selamu ‘ala Rasulillah

“Allah, o inkar edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah’ın yardımı savaşta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.” [1

15 Temmuz 2016’da, Türkiye’de olan darbe olayının akabinde, normalde yaptığımız gibi siyasi analizle başlamaktan ziyade, Yüce Allah’a, bu darbe girişimini başarısız hale getirdiği için ve bununla Mısır halkının ve hükümetinin başına gelen yıkıcı darbenin benzerini yaşamaktan bizi koruduğu için, O’na hamd-etmekle başlıyoruz.

Bugün Allah’ın ne kadar adil olduğunu hatırlama günüdür. Allah herkesten üstündür ve samimi bir şekilde İslami değerleri koruyanları yarı yolda bırakmaz. Allah, Erdoğan’ın Türkiye’yi yönetebilecek en zeki en yetenekli ve en uygun kişi olduğunu bilerek ve inanarak seçen milleti hayal kırıklığına uğratmadı. Son seçimlerde Erdoğan’ın partisi oyların 49.4%’ünü garantiledi ve parti kurulduğundan beri hiç kaybetmedi. 2014’te [2] birey olarak Erdoğan oyların 52%’sini kazandı, bu Erdoğan’ın Türk halkı ve genel olarak İslam dünyası için ortaya koyduğu dik duruş ve başarılı işlerinin sonucudur. O, Türkiye’nin çoğunluğu tarafından yetkilendirilmiştir.

Şeyh Yusuf el Karadavi’nin bu sabahki haberi duyduğundaki tepkisi: Başkan Erdoğan aşağıdaki hadisi referans olarak alsın. Peygamber efendimiz (salla Allahu aleyhi ve sellem)’e ilk vahiy geldiğinde Hatice’nin (radiy’Allahu ‘anha) onu nasıl teselli ettiğini hatırlayalım:

“Vallahi, Allah seni hiç bir vakit utandırmaz. Sen, akrabanı gözetirsin, işini görmekten aciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misafiri ağırlarsın. Hak yolunda zuhur eden olaylarda halka yardım edersin.” [3]

Günümüz Türk hükümeti hadis-i şerifte yazılanları yerine getirerek halkını, Atatürk’ten geriye kalan karanlık ve yoksul bir dönemden, manevi ve ekonomik şekilde mahvolmuş bir cağdan bu günkü hale getirdi. Ayrıca yaklaşık 3 milyon Suriyeliye insani koşullar altında yerleşim hakkı tanıyarak yardımcı oldu, bu mülteci kampları dünyada mevcut olan en iyi kamplardır.

Bu yapılanlar, ancak Afrika ve İslam dünyasında yapılanların yanında söz konusu edilebilir.

Dikkatinizi çekmek isterim ki dünya, bu muhtaç insanların kaderini sadece darbe girişiminden sonra merak etmiştir! [4]

Peygamber efendimiz (salla Allahu ‘aleyhi ve sellem) ayrıca şunları söyledi:

“… Allah kuluna, kulu kardeşine yardımcı olduğu sürece yardımcı olur.” [5]

Ve o (salla Allahu ‘aleyhi ve sellem) diyor ki: “Refah dönemlerinizde Allah’ı anın ve hatırlayın, Allah’ta sizi sıkıntılı zamanlarınızda hatırlayacaktır.” [6]

Erdoğan ve hükümeti işlerin iyi gittiği dönemlerde Suriyelileri ve pek çok milleti unutmadı. Bunun üzerine Cenabı Allah en zor ve en korkunç zamanda onu destekledi. Erdoğan’a düşmanları tarafından kurulan komploları aşabilmesi için yardımcı oldu.

Sadece insanlar arasında değil, sosyal medya da da, Türkiye’de olup bitenlere karşılık tutku ve duygu dolu anlar yaşandı. Binlerce mesaj Türkiye için dua etmeye teşvik etti, başka mesajlarda gerekli ihbarlara ve meşru hükümet ile dayanışma halinde olmaya teşvik etti. Yine başka mesajlar ise insanları sokaklara çıkmaya teşvik etti. Ümmetin tamamı tek vücut ve güç birliği yaparak hareket etti. Bu çok büyük ve çok önemli bir destek oldu.

Dr. Salman el Oudeh twitterda şöyle yazdı: “Yanlış yolda olanlardan geriye kalanların da sonu geldi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a aittir!’ [7] Allah’ın yardımı ne kadar hızlıdır?! Ve O’nun kullarının çaresizliklerini öne sürmeleri ne kadar çabuktur (Kunut)?!

Bu olanlar olumlu bir işarettir. Kuşku yoktur ki bu ümmet, uyanıktır ve ümmete samimi bir niyetle yardımcı olanlara ve aynı zamanda İslam dinini olabildiğince yaşayanlara yardımcı olmaya hazırdır. İnsanların toplu bir halde liderlerini, ikiyüzlülerden, dolandırıcılardan ayırt ederek desteklediklerini görmekteyiz. İnsanlar Erdoğan’ı lider olarak dolandırıcılardan ayırt ettiler. Bu destek, çıkarları olan etkili insanlar tarafından Erdoğan’a ve hükümetine yönelen eleştirilere rağmen ortaya konmuştur. Ümmetin bir kişiye toplu övgüde bulunmasının ne kadar büyük bir önem taşıdığını Peygamber efendimiz (salla Allahu ‘aleyhi ve sellem)’in şu sözlerinden anlayabiliriz:

“Melekler cennette Allah’ın tanıklarıdır ve siz Dünya’da Allah’ın tanıklarısınız.” [8]

Alttaki ayet, söyleneni kavramamızda yardımcı olacaktır:

“Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah’a güvenip dayanmalıdırlar.” [9]

Olanlar Allah’ın gücünden sonra gerçek gücün halka ait olduğunu gösterir. Güç, Askeriye veya herhangi başka gruplarda değildir. Çokça sevilen başkan Erdoğan’ın tek bir Facetime çağrısı ile milletin Türkiye’yi kurtarmak için nasıl ruhlarını feda etmeye hazır bir şekilde sokaklara döküldüklerine şahit olduk. Ortaya çıkan fotoğraflarda insanların ellerine geçenleri tanklara doğru fırlattıklarını ve elleriyle tankları durdurmaya çaba gösterdiklerini gördük. Ateş açıldığında ise insanların göğüsleri açık ve alınları yüksekteydi. Bunların hepsini liderlerine olan samimi güvenleri için yaptılar. Bu gerçek hiç bir kötü niyetli yabancı tarafından dahi yalanlanamaz.

Tüm bunlar olurken BBC ve diğer yerel sözcüler fotoğrafları yanlış yorumladılar. BBC’nin uzmanları: Erdoğan’ın ‘kovulmuş bir diktatör’ olduğunu ve bu diktatörün diğer diktatörler gibi ülkesine geri alınmadığını iddia etti. BBC gibi kamu tarafından finanse edilen kanallar demokrasiye olan nefretlerini belli ettiler ve bunun neticesinde ‘Müslüman Hükümeti’ ortaya çıktı. Bu kanallar ise darbeyi olduğundan fazla yücelttiler.

BBC’nin radyo sunucusu çok çirkin bir şekilde Türk spikerlerden birine şunu söyledi: “Bu darbenin Erdoğan’ın sahnelemiş olduğu bir senaryo olduğunu ve bu şekilde elini güçlendirerek ülkeyi yönetimi altına almaya çalışmakta olduğuna dair bir söylenti vardır.”

Ne yazık ki, herhangi bir medya kanalının batılı hedeflere herhangi bir terör saldırısı olması durumunda bu tarz komploların olabileceğini dile bile getirmiyorlar.

Türk halkının dindarlığının basit olduğu söylentilerine rağmen halk ‘Bismillah’, ‘Allahu Ekber’, diyerek ve Allah’a güvenerek tekbirlerle seslerini yükselttikleri videolarda görüntülenmiştir. Bunun sayesinde halk basit bir dindarlığın aksini ispat etmiştir. [10] Sosyal medya Türkiye’nin dört bir yanından mescitlerden ezanın namaz vakti olmamasına rağmen yankılandığını ve bunu Diyanet İşleri Bakanı Mehmet Görmezin emri üzerine yaptıklarını bildirdi. Bu Allah’tan yardım istemek için bir yoldu. İnsanlar başlarına bir musibet geldiğinde Allah’a, O’ndan başka kurtarıcı olmadığını benimseyerek, yönelirler:

“Zafer ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” [11]

Vuku bulan olaylar ve halkın göstermiş olduğu tepki olayın dışardan bakıldığı gibi olmadığını ortaya koymuştur. Medyada ortaya konulduğu gibi Türkiye’nin ‘bölündüğü’, insanların ‘muhafazakar’ olmadığı, ‘liberal’ ve ‘laik’ bir demokrasi istediklerine dair karalamalar doğru değildir. Ortaya çıkan olaylar Türkiye’nin İslami, muhafazakar kimliğini göstermiştir.

Türkiye cumhuriyetinin 22 milyon insanı oy kullanma (seçme) hakkına sahip olarak ‘Brexit’i (17.4 milyon) [12] ezici bir şekilde geçiyor ve 11 milyon seçmen sayısı ile Türkiye’nin muhafazakar partisi İngiltere’nin muhafazakar partisini geride bırakıyor. Demokratik sistem çerçevesinde 49%’luk oy oranı ile de, hiç bir demokratik oyu olmayan Theresa May’i geride bırakıyor.

Darbe girişiminin başında hem Batı hem İslam dünyasında gösterilen tepkiler ile darbenin püskürtülmesi neticesinde gösterilen tepkiler batı ve İslam dünyasının ikiyüzlülüğünü açığa çıkarmıştır. Böyle bir ikiyüzlülüğün ortaya çıkması hem Türk askeri sisteminin değişimine hem de sağlamlaştırılmasına sebep olacaktır. Böylece yeni darbeler önlenmiş olacaktır in şa Allah. [13]

“Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler.” [14]

Erdoğan’ı ve liderliğini devrilmiş olarak görmek isteyen rakiplerinin arasındaki keskin ve belirleyici farka bakın. Erdoğan’ın rakipleri askeri güç kullanarak milleti ‘liberal’, dinsiz ve laik bir sistemle yönetmeyi düşünüyorlardı fakat başaramadılar.

Onlar stratejik olarak askeri güç kullanarak insanları baskı altına almaya, sindirmeye çalıştılar. Bunun tam tersi olarak Erdoğan da insanları askeri güce karşı kullanarak darbe girişimini önledi. Erdoğan’ın sergilemiş olduğu bu tavır onun insanları etkileyebilen gerçek bir lider olduğunu ortaya koymuştur.

Erdoğan’ın muktedir olabilmek için 2002 yılından beri demokratik sistemi kullanıyor olması ve insanların Erdoğan’a olan güveni ve itimadı onu başarılı kılmıştır. İnsanlar benimsedikleri birini lider olarak görmek istediklerinde onu destekleyerek başarılı olmasını sağlarlar.

Seçmek istediği lideri destekleme vaadinde bulunanlar bu desteklerini sebepsiz olarak geri çektiklerinde hata yapmış ve günah işlemiş olurlar.

Demokratik bir şekilde seçilmiş olan bir lider aynı zamanda ‘Şeriat’ usulüne uygun olarak ta seçilmiş sayılır.

Peygamber efendimiz (salla Allahu ‘aleyhi ve sellem) şöyle demiştir:

“Müslümanlar arasında mutabakata varma: yasal ve yasadışı kurallar birbirini karıştırılmadığı sürece mümkündür. Bu durumda Müslümanların yasal ve yasadışı kurallara uyma zorunluluğu vardır.” [15]

Verilen sözler ve alınan kararlardan çıkan sonuçlar kabul edilmeli, tasdiklenmelidir.

Sofi olan arkadaşlarımıza bir çağrı

Erdoğan’ın sofilik ve vahhabiliğe karşı olmamasına rağmen bazı sofi grupları ve özel olarak ta bazı sofiler açıktan darbecilere karşı çıkmayıp sanki Erdoğan karşıtıymış gibi rol oynadılar. Olan olaylara sessiz kalan sofi grupları Erdoğan’ın yanında olmayarak darbecileri ve dolayısıyla da Amerika ile aynı görüşteymiş gibi bir izlenim ortaya koydular. Böylece Mısır’ın lideri Mohammed Morsi’de olduğu gibi Müslümanların ve Müslüman liderlerin güçlü olmasının önüne geçilmiş oldu.

Batı hegemonyasına karşı duranları vahhabilikle suçlayan sofiler, akide ile alakasız olan bir konuyu, olan olaylarla karıştırmış oldular.

Dünya Sofi Temsilcileri bir araya gelip bir deklarasyon yayınlayarak darbecileri kınadıklarını ve onların bu eylemlerini tasvip etmediklerini duyurmalıdırlar. Bunun yanında geçmişte Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da, Irak’ta, Filistin’de, Cezayir’de ve şimdi Türkiye’de yapmak istediklerine karşı olduklarını açıklamalıdırlar. İlgili açıklamalar yapılırken akide farklılıkları göz önünde bulundurulmamalıdır.

Son olarak yüce Allah’ın Müslüman ümmetini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Türk devletini düşmanlardan ve zalimlerden koruması için dua etmeliyiz.

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını arttırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir. [16]

Kaynak: www.islam21c.com

[1] Kur’an 33:25

[2] http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-28735915

[3] Sahih Bukhari on the authority of ‘Aisha RA

[4] http://qz.com/733869/what-will-happen-to-the-nearly-3-million-syrian-refugees-in-turkey/

[5] Sahih Muslim on the authority of Abu Hurairah

[6] Sahih Tirmithi on the ‘Abdullah ibn ‘Abbas

[7] Kur’an 6:45

[8] Sunan an-Nasa’i on the authority of Abu Hurairah

[9] Kur’an 3:160

[10] https://youtu.be/VdjuNyvF7yI

[11] Kur’an 8:10

[12] http://www.bbc.co.uk/news/politics/eu_referendum

[13] http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-36809083

[14] Kur’an 3:120

[15] At-Tirmidhi on the authority of Kathir bin ‘Amr bin ‘Awf Al-Muzani narrated from his father, from his grandfather.

[16] Kur’an 3:173-174

About Shaikh (Dr) Haitham Al-Haddad

Dr. Haitham al-Haddad is a jurist and serves as a judge for the Islamic Council of Europe. He has studied the Islamic sciences for over 20 years under the tutelage of renowned scholars such as the late Grand Mufti of Saudi Arabia as well as the retired Head of the Kingdom's Higher Judiciary Council. He specialises in many of the Islamic sciences and submitted his doctoral thesis on Islamic jurisprudence concerning Muslim minorities. Shaikh Haitham is highly respected having specialised knowledge in the field of fiqh, usul al-fiqh, maqasid al-shari'ah, ulum al-Qur’an, tafsir, aqidah, and fiqh al-hadith. He provides complex theories which address the role of Islamic jurisprudence within a western environment whilst also critically re-analysing the approach of Islamic jurists in forming legal rulings (ifta’) within a western socio-political context. He has many well known students most of whom are active in dawah and teaching in the West. The shaikh is an Islamic jurist (faqih) and as such is qualified to deliver verdicts as a judge under Islamic law, a role he undertakes at the Islamic Council of Europe as Islamic judge and treasurer. Dr Haitham al-Haddad also sits on various the boards of advisors for Islamic organisations, mainly in the United Kingdom but also around the world.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Verify *

DON'T MISS OUT!
Subscribe To Newsletter
Be the first to get latest updates and exclusive content straight to your email inbox.
Stay Updated
Give it a try, you can unsubscribe anytime.
close-link
Subscribe for Updates or Support Us